Bir şirket, faaliyetini sürdürebilmek için kira, tedarik, enerji, bakım ve dağıtım gibi pek çok sözleşmeye bağımlıdır. Konkordato sürecinde bu sözleşmelerin ne olacağı, işletmenin ayakta kalması açısından en az borç yapılandırması kadar önemlidir.
Konkordato Talebi Fesih Sebebi Değildir
Pek çok ticari sözleşmede "taraflardan birinin konkordato veya iflas talebinde bulunması halinde sözleşme feshedilebilir" şeklinde hükümler yer alır. İcra ve İflas Kanunu, borçlunun taraf olduğu sözleşmelerde yer alan ve konkordato talebini fesih sebebi olarak belirleyen bu tür hükümlerin, mühlet süresince borçlu aleyhine ileri sürülemeyeceğini düzenler. Bu koruma, işletmenin kilit sözleşmelerini kaybetmeden sürecine devam etmesini sağlar.
Mühlet Sonrasında Doğan Borçlar
Sözleşmelerin devam etmesi, borçlunun yükümlülüklerini yerine getirmeyeceği anlamına gelmez. Mühlet kararından sonra sözleşme kapsamında doğan edimler (örneğin yeni dönem kira bedeli veya teslim alınan malın bedeli) komiserin onayıyla ödenmelidir. Bu borçlar konkordato projesinin kapsamı dışındadır ve ödenmezse karşı taraf sözleşmedeki haklarını kullanabilir. Nitekim bu borçların ödenmesinin temin edilmiş olması, projenin tasdik şartlarından biridir.
Borçlunun Sürekli Sözleşmeleri Feshetme Hakkı
Konkordato, borçluya ekonomik yük haline gelmiş sürekli sözleşmelerden kurtulma imkânı da tanır. Kanuna göre borçlu, projenin başarısı için gerekli olması halinde, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerini feshedebilir. Karşı tarafın bu fesih nedeniyle uğradığı zarar ise konkordato alacağı olarak kabul edilir ve projeye göre ödenir.
Bu imkân özellikle şu durumlarda önemlidir:
- Artık kullanılmayan depo, şube veya mağaza kira sözleşmeleri,
- Piyasa koşullarının çok üzerinde bedelle yapılmış uzun vadeli tedarik anlaşmaları,
- İşletme küçüldüğü halde devam eden araç kiralama ve hizmet sözleşmeleri.
Kira Sözleşmelerinde Özel Durum
Antalya'da otel, mağaza ve depo gibi pek çok işletme kiralık taşınmazlarda faaliyet gösterir. Mühlet öncesi birikmiş kira borçları konkordato alacağıdır ve projeye göre ödenir. Ancak mühlet sonrası kira bedellerinin düzenli ödenmemesi, kiralayana tahliye yolunu açabilir. Bu nedenle nakit akış projeksiyonunda güncel kira giderleri öncelikli kalem olarak yer almalıdır.
Tedarikçilerle İletişim
Hukuki koruma ne kadar güçlü olursa olsun, tedarikçinin güveni kaybedilirse işletme mal ve hizmet almakta zorlanır. Tedarikçilere mühlet sonrası alımların komiser denetiminde ve önceliğe sahip olarak ödeneceğinin açıkça anlatılması, ticari ilişkilerin sürdürülmesini kolaylaştırır.